Ahh bu şarkıların gözü kör olsun !
Konserlere gidelim, maça gidip küfür edelim, uçurtma uçuralım, kumsalda uzanıp deli gibi içelim..Gecede yıldızlara bakabiliriz..Bisikletle gezerken yagmur yagsın, sırıl sıklam olalım..Bisikletin zinciri atsın, sen yine ellerini kirlet yaparken ben sileyim..Balık tutalım, sonra tekrar denize atalım. Boş ver aşık olmayalım biz bebeğim. Aşk korkutucu, aşk yorucu, aşk zarar verir..Beraber eğlenelim en iyisi, ama ” hep ve tek benimle uyu.. ”

Konserlere gidelim, maça gidip küfür edelim, uçurtma uçuralım, kumsalda uzanıp deli gibi içelim..
Gecede yıldızlara bakabiliriz..
Bisikletle gezerken yagmur yagsın, sırıl sıklam olalım..
Bisikletin zinciri atsın, sen yine ellerini kirlet yaparken ben sileyim..
Balık tutalım, sonra tekrar denize atalım. 
Boş ver aşık olmayalım biz bebeğim. 
Aşk korkutucu, aşk yorucu, aşk zarar verir..
Beraber eğlenelim en iyisi, ama ” hep ve tek benimle uyu.. ”

Şimdi sorsam kendime acıtıyor mu diye,
Evet hala ilk günkü gibi taze yaralarım..
Bu acıları mutlaka bırakmalıyım,bir köşeye..

Ne yazık!
Ne zaman dilim sürçüp dindi desem biraz,
En baştan yine kanatıyorsun kabuk tutan yaralarımı..
Bıraktığın acıların beni terketmesine,beni bırakıp gitmesine izin vermiyorsun..
Bir yerlere bırakmalıyım bu acıları,arkama bakmadan yürümeliyim yine..
Belki de yetişemesinler diye koşmalıyım..

Mesken edinmiş gibiler bedenimi,tüm dokunuşlara yerleşmişler,
Elimi neye atsam,neye dokunsam canım yanıyor..
Nereye gitsem benimle geliyor..
Bütün anılarıma yerleşiyor sessizce,bütün mutluluklarıma,bütün hayatıma..

Tutunmaya çalışıyorum yine de hayatın bir köşesinden tüm acılarla,
Aldığım bütün yaralarla sıkı sıkı sarılıyorum tüm mevsimlere,
Yaşadıklarımın güzelliklerine sayıyorum herşeyi,
Yürüyeyim diyorum bu yolda..
Ayaklarıma takılıp,dizlerimi kanatıyor da yine de beni bırakmıyor..
İçimdeki acılar beni terk etmiyor..

Azı çoğu yok işte beni saran acının!
Dili yok,ifadesiz..
Her acı dokunduğu duyguya bırakıyor izini..
İçten içe sarıyor da bedeni,
Kimseler duymuyor seni,
Ölüyorsun sessizce..

Biri kulağıma fısıldasın son nefesimde!
Bir an da çok zamansız bir şekilde,
Bitmeyen mutluluk yolunu..
Duraklar olsun içinde,
İçimde ki tüm acıları bırakıp,yürüyebileceğim.. 

o3.o5.2o12

o3.4o

yğmr..

Sen dolu bir yazı yazıyorum bugüne..
Kimseler okuyacak bu yazıyı,sen dışında..

Bugün yıllardan o gün.
Bugün takvimin yaprakları seni gösteriyor.
Saatler hep beni sen geçti.. 

Güzeldi.
Yaşanmışlıkların doyasıya olması.
Ellerime avuçlarıma sığmayan yalnızlık kalmasaydı bir de bana geriye,keşke.

Söylenecek o kadar çok şey birikmiş ki boğazımda,kimselere anlatmak istedim biraz.

Zaman..
Senin içinde böyle çabuk geçiyor mu?
Bilmiyorum,hangi tarihi hangi mevsimi yaşıyorsun..
Benim içimde sonbaharlar henüz dinmedi.
Üşüyen pişmanlıklarım,anlatmaya çalıştıklarım,belki de en çok sustuklarıma daldım.
Bu yüzden belki de bir çok mevsim kaçırdım.
Ya da en çok ardında kaldım..
Ben böyle bir hesaplaşmada,
Kimseler baharın gelişini kutluyor ne garip öyle değil mi?

Kimselere kızmıyorum,bu bahar sevinçlerine de kızmıyorum,sadece kıskandım biraz.

Bu sabah.
Sanırım en fazla bu sabah hissettim yokluğunu.
Yorganı kafama kadar çekip avazım çıktığı kadar ağladığımda anladım bunu.
Kimseler duymadı,
Bende kimselere anlatmadım zaten.

Susarak geçirilen zamanlara ekledim bunu da,kimselerden de sakladıklarıma saklakladım..

Seyre daldım,öylece.
Güneşi bile küstürmüşüz güne,şaşırdım.
Hangimizi hissederek doğmamıştı bilemedim.
Bir ara yağmur yağıyordu,sana..

Ellerine dokundu,saçlarına dokundu,dudaklarına dokundu,biliyorum..

Sonra,
İçimde fırtınalar koptu.
Sen ve kimselerin bilmediği,
duymadığı,
hissetmediği fırtınalar..

O yüzden yargılar hep infazsız,kimseler infazsız,ben bu kadar yalnız.

Sen içimde ki duygular kadar karışık,
Kimseler kadar anlamsız..

Bugün yıllardan o gün.
Takvimin yaprakları seni gösteriyor.
Geçmişin içindeki sana dair anıları seriyor,gözlerime..
Engel olamıyorum,o kadar içten ki.
Bir kızıyorum,bir sövüyorum,
Sonra yine hep çok seviyorum..

Ve,
Yine saatler beni sen geçti.
Gün bitti.
Biz,
her şeyden önce bittik. 

1o.o4.2o12

yğmr’

Bana hep hatırlayabileceğim bir sözcük söyle..
Sonra,
git..

Aşk üzere.. 


yğmr’

31.o3.2o12

Bıraktığın yerden bakıyorum sana ,
sen giderken..
Sessizliklere boğulmuş kulakların duymadı,
dudaklarımı..

Gitmek kaç harfti?

Bir ağırlık var üstümde,
parmak uçlarıma kadar..
Bir beddua var dilimde,
çok ağır..
Küfürler yağdırıyorum yollara,
utanıyor dilim..

Sen gitmeyi kaç harfe sığdırdın?

Ellerime vuruyor rüzgar,
üşüyorum..
İlk defa şimdi fark ediyorum,
sonbahar bu kadar mı çirkindi?

Sen gidiyorsun,
ben izliyorum..
Gitmek böyle miydi?

Söylesene sevgili bana gitmek bilmem kaç harf miydi? 


yğmr’
28.o3.2o12

Ben böyle olsun istememiştim
Ya sana çok yakın ya senden çok uzak olmalıydım
Aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum
Büyük dağlar,derin denizler olsun istiyordum
Sana gelmeye gücüm yetmemeliydi
Çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim
Dağda yanan bir çoban ateşi gibi
Gökte bir yıldız gibi
Seni görmeli
Seni yaşamalı
 ve senden çok uzaklarda olmalıydım

Biliyorum güzelliğin yeraltı nehirlerine benzer
Biliyorum bir sır gibi güzelsin
Hani anlatılmaz duygular vardır

Hani şarkılar vardır
Sevip söyleyemediğimiz

Şiirler vardır unuttuğumuz
Aşina çehreler vardır hani
Zaman zaman hatırlayamadığımız

İşte sen o kadar güzelsin
Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki
Şunlar ellerindir diyorum tutamıyorum
Şunlar gözlerindir diyorum bakamıyorum
Düşün kahrımda ölmeliyim artık
Ölemiyorum


İnanmak var olmaktır,bilirsin
İnandığımız şeyler için yaşayalım
Nice sabahlar, nice aydınlıklar
Gelecek nice iyi günler için yaşayalım


Sen sarı gülleri seversin,
Sarı karanfilleri seversin

Sarı kasımpatılarını,
Sarı bir dünyayı seversin
Ben sende olan bütün renkleri seviyorum 
İşte tek farkımız bu
Yoksa hiçbirşey önemli değil bu dünyada
Senden başka
Ne zulümler,
Ne kavgalar,
Ne günler,n
e geceler hiçbiri önemli değil
Sen yaşadıkça.
Ve yaşamak hiçbir zaman bu kadar güzel olmayacak
Sen yaşadıkça.


Bir kalbim var,et,kan,sinir,
İki gözüm var seni görür

Ayaklarım sana gelir,
Ellerim seni arar

Bir dünya ki kocaman 
Bir evren sonsuz
Sen olmasan ne yarar


Şimdi söyle bana bütün çirkimliğimi,
Yalanlarımı

Kötülüklerimi yüzüme vur
Utandır beni yaşadığıma

Çaresizliği suratıma bir tokat gibi indir,
Yanağımda beş parmağının izi kalmalı
Sonra geç karşıma
Olanları unutalım
İki eski dost gibi
Her şeye yeniden başalayalım
Yeniden başlayalım geçmiş,gelecek bütün yılları
Bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım
Sana sevinç düşsün,bana keder
Benim ellerimde kanlı diken yaraları,senin ellerinde kanlı güller


Bir yere yaklaşıyoruz,
Kulağıma sesler geliyor
Bir gemi demir alıyor olmalı
Belki bir adam ölüyor
Ne biliyorsun
Belki de bir sona yaklaşıyoruz
Yum gözlerini herşeyi zamana bırak
Yum gözlerini nasılsa akşam olucak

Korkma yaklaş karanlığa
Orada ben varım
Çaresizliğimize,zavallığımıza
Gel beraber ağlayalım

Ümit Yaşar Oğuzcan~

Git.

Ne kadar zaman geçti tam olarak bilmiyorum.

Ama bunca zaman seni aramamamın sebebi sensin sevgilim..

Ne desem ne söylesem eksik kalacaktı biliyorum.

Benim için artık o kadar çok yitirmiş ki kelimeler anlamını belki doğru olanları seçip sana bir şeyler bile söyleyemeyecektim..

 

Biraz da dokunmak istemedim,bensiz uyanmayı tercih ettiğin günlere..

Bana ‘git’ derken sanırım asıl istediğin bu olması gerek olduğunu düşünüyorum..

 

Bana kızgınsın biliyorum..

Belki daha farklı davranmamı bekliyordun..

Nasıl bu kadar sakin olduğumu belki de merak ediyorsundur..

Ama ben bağırarak susuyorum sen bile göremiyorsun bunu..

 

Bilmeni isterim ki ben senden hiç gitmedim,beni senden gönderen yine hep sendin..

Sen kalbine nasıl söz geçiriyorsun bilmiyorum ama benim kalbimle aram yok bu aralar..

Ne halde ne yapıyor inan senden sonra sormadım..

Kalbi olmadan kimse yaşayamaz diyorlar ya külliyen yalan,yaşanıyor.

Hayat sana zehir zıkkım olarak günler su gibi akıp geçiyor..

Sen yokluğuma hangi anlamlar yükledin bilmiyorum..

Ama ben senin yokluğuna bir isim takmadım henüz..

Yaşadığımız bu ayrılığı hayatına nasıl yansıttın, nasıl attın, nasıl arındın bilmiyorum ama benim ne ruhun,ne bedenim arınamadı..

Çok güçlü olduğumu söyleyenler oldu eş dost.

Çoğu da seni unuttum sanıyor arkandan ohh be dediğimi sanıyor..

İnsanlar kötü,insanlar anlamıyor beni..

Oturup kimseye dökemedim içimi..

Bağıra bağıra sustuğumda duymadılar ki beni,konuşsam kim dinleyecekti?

Kendi içimde hesaplaştım her şeyle,seninle..

 

Çok defa aramak istedim seni..

Bana ne engel oldu bilmiyorum..

Ama yapamadım,arayamadım..

Başımı yastıklara gömerek ağladım sonra.

Uyandığımda rezil bir baş ağrısı..

Dünden kalma ben,olmayan sen..

Çoğu zaman böyle geçti..

 

Kendi terazimde ölçüp tarttım kendimizi;nerede eksiktik,nerede fazlaydık..

Bilmiyorum..

Her şey o kadar ağır basıyor ki..

Tek başıma sadece taşıyabildiklerimi yargılıyorum..

 

Bana kırgınsın biliyorum..

Ama bana ‘git’ derken,ben kendi can kırıklarımın üzerine basa basa gittim..

Canım yanmıyor sana bilirsin,ama ayaklarımın altındaki yaradan haberin yok ki..

 

Kaç defa istedim her şeyi unutup gelip boynuna sarılmayı,kaç defa istedim her şeyi feda etme uğruna bir kere öpmeyi..

Eğer kapılarının açık olduğunu bilseydim tabi..

 

Bu kadar zor muydu kabullenmek?

Bilmiyorum..

 

Özlemek..

En içten..

Bu kadar mı insanı bitirir?

 

Kokunun burnumda bu kadar buram buram tütmesi..

İçime bırakılmış bir zehir gibi..

Sanki..

Sanki nefes alışımda içime çekiyormuşum gibi..

Sanki her defasında ölüyormuşum gibi..

 

 

Eğer bir gün seni ararsam bilmelisin ki saçmalayabilirim..

Neden ararım bilmiyorum da..

Çok özledim..

Daha çokta özleyeceğimi biliyorum..

Ne konuşuruz bilmiyorum..

Sen kızarsın her zaman ki gibi bana..

Karşılık veririm bende her zaman ki gibi,sonra ne derim bilmiyorum.

Ama hep aynı şekilde kapatırım telefonu..

‘Seni Seviyorum’ diye..

 

 ’

yğmr..

11.1o.2o11

O Tinerci Değil!

        İnsan,bazı gerçeklerle karşılaşınca farkına varıyor aslında gerçeklerin çok acıtıcı olduğunu..

       Bir tinerciden neden korkulur?
       Bir tinerci bir insana ne kadar zarar verebilir?
       Bir insan bir tinerciye ne kadar zarar verir peki?
       Peki tinerci dediğimiz insan gerçekten zararlı mıdır?
       Ya da biz tinerciye neden tinerci deriz?
       Neden bana insan denirken o tinerci diye adlandırılıyor?

        Kafamın içinde beni dünden beri rahatsız eden bu sorular içerisinde boğuluyorum,imdat!

Bakırköy..
Cumhuriyet Meydanı..

Genelde herkes bilir,Bakırköy’e hayranlığım sebepsiz şekilde başkadır.

İlk sohbetimiz orada gerçekleşti,ilk defa onunla orada tanıştım,ilk defa ondan o kadar çok korktum..

Yan bankta oturan gençler korktuğumu anladıkları için yanlarına oturabileceğimi söyledir,minnettarım.

Fakat!

Yanlarına oturduğum insanları hiç tanımama rağmen nasıl olur da bu kadar güven dolu olabilirken,o tinerci beni bu kadar korkutabildi?

Sonuçta ne o yanlarına oturduğum insanları ne de o tinerciyi tanıyordum.

İşte bu nokta da ayrılıyorduk bu hayatta.

Tercihi olmayan bir hayat süren bir insanı,insanlıkta hemen çıkartıp tinerci dedik!
Korktuğumuz için insan olduğunu unutup tinerci dedik!
Sahipsiz diye tinerci dedik!
Sokaklarda kalıyor diye tinerci dedik!
Elinden tutmayan biz olmamıza rağmen tinerci dedik!

        Olayın şokunu uzun bir süre atlatamadım,üstelik hiç zarar almamama rağmen.
Eklemek isterim ki benden medet uman bakışlarını unutamıyorum..

Şimdi bir şeyler beni rahatsız etti içimde.
Vicdanım olsa gerek bu.

Herkes kadar hatalıydım,herkes kadar bencildim,herkes kadar korktum.
Ve herkes gibi şimdiye kadar hiç bir şey yapmadım onlar için.

Onlar hala sokakta,hala evsizler ve hala isimleri tinerci.

Ve bugün başka bir Yağmur’la karşılaşacaklar ve öbür gün başka bir Yağmur’la ve sonra ve ve.. diye sürüp gidecek..

Ve yine kimse onlar için hiç bir şey yapmayacak,korkularını göstermekten başka.

Ama ben şimdi bütün kalbimle senden özür diliyorum,senden korktuğum için.

Ve ben özür diliyorum,herkes gibi hiç bir şey yapmadığım için.

Özür diliyorum tekrardan seninle karşılaşmasaydım,varlığından hiç haberdar olmayacağım için.

Her şey için özür dilerim aslında sevgili insan.

16.o2.2o12

16.o2

yğmr’

Yalnızlık.
Her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yaşama sırasında
Tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir
Kıymetini bilmelidir, dedi.


Yalnızdır insan
Hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır.
Kalabalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur, şehir şehir ülke ülke.
Kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da….
İnsan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı
Ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.
Ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, dedi.
Tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın
Aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır, dedi


Aşık olun!
Gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı
Nasılsa ayrılık insanın tek kişilik yalnızlığını özlemesi.
Sade ölüm değil, ayrılık da yaşamın emri..

Evet söyledi
Ya da ben duydum
Duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.
Evet duydum söyledi
Her duyduğumda ağladım
Pek çok ağlayışım sırasında duydum.
Kalbim tutanak tuttu duyduklarıma
Soruldu, dedi, cevap alındı
Yaşamak, dedi, tek marifetiniz -biraz özen gösteriniz.
Zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter -mazlumlar dahil, dedi.
Ama yapmayın, o daha bir çocuk, dedi tanrı..

Ya gördüm neyleyim
İnsanlar vardı duvarın içinde.
Ya ben hep duvara konuştum
Ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.
Nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
Bilmiyorum,
Belki de ben gerçekten delirdim
Onlar haklı belki de.
İçinde değil duvarların insanlar
Sadece arasındalar.. 

~~

Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden,
“Bana Bir Şeyhler Oluyor” adlı oyunun sonundaki müthiş
Altan Erkekli yorumlu tiraddır.

Öylesine garipsedi olanları
gün tende ağırdı
yalın bir ifade belirdi dudaklarda
hiç gitmeyecekmiş gibi geldi zaman.
Sanki farklı şehirlerde iki tanıdık aynı şehirde iki yabancıydık…
YGzl*